8 Ocak 2014 Çarşamba

Mart 2009’da Meksika’da bir domuz çiftliğindeki domuzlarda görülen ve domuzlardan insana geçen grip infeksiyonu dünyayı epey sarstı. Kısa süre içerisinde bu grip Meksika’nın diğer bölgelerine ve komşu ülke olan ABD’ye yayıldı. Arkasından da kıtalararası yayılım göstererek tüm ülkeleri etkilemeye başladı. Dünya Sağlık Örgütü 11 Nisan 2009 tarihinde bu virüsün neden olduğu ve tüm dünyayı etkileyen enfeksiyonu “Grip pandemisi” olarak ilan etti. Salgın Meksika’da başladığı için önce “Meksika Gribi”, domuz kaynaklı olduğu için “Domuz Gribi” gibi isimlerle anılmaya başlandı ise de, daha sonra insan, kuş ve domuz grip virüslerinin genetik karışımı sonucu oluşan bu virüs ”Yeni A(H1N1)v” olarak anılmaya başlandı.
Pandemik virüs olarak tanımlanan “Yeni A(H1N1)v” virüsünün en önemli özelliği toplumun bu yeni virüs ile daha önce karşılaşmamış olması ve bu virüs ile oluşacak enfeksiyona duyarlı olmasıdır.
Pandemik influenza virüslerinin en önemli özelliği mevsimsel influenzaya göre bulaşıcılığının daha fazla olmasıdır. Yeni A(H1N1)v pandemisinin önemli özelliği ise özellikle genç erişkinlerde (10 - 45 yaş arası) daha çok görülmesidir. Bugün için hastalık genel olarak mevsimsel gripte olduğu gibi hafif belirtiler ile seyretmekle birlikte, mevsimsel griptekine benzer oranlarda ölümcül de olabilmektedir. Hastalık hamilelerde, diyabet, astım, kronik akciğer ve kalp hastalığı, böbrek hastalığı, karaciğer hastalığı gibi altta yatan devamlı hastalığı olanlarda daha ciddi klinik tabloya neden olmaktadır.
Grip, hasta olan kişilerin öksürmesi, hapşırması sırasında etrafa saçılan damlacıklar aracılığı ile ve yine bu infekte damlacıkların bulaştığı infekte yüzeylere elle temas sonucu hızla geniş kitlelere yayılabilme özelliğindedir. İnfluenza virüsleri cansız yüzeylerde, ortamın ısı ve nem durumuna göre 48 saate kadar canlılığını koruyabilmektedir.
Yeni A(H1N1)v ile gelişen gripte görülen başlıca hastalık bulguları mevsimsel gripteki gibi; yüksek ateş, kuru öksürük, boğazda yanma, halsizlik, yaygın kas ve eklem ağrısı, baş ağrısı ve daha az olmakla birlikte bulantı, kusma ve ishaldir.
Hastalar; hastalık klinik bulguları ortaya çıkmadan bir gün öncesinden, bulgular ortaya çıktıktan bir hafta sonrasına kadar hastalığı bulaştırırlar. Küçük çocuklarda bulaştırıcılık süresi daha uzun olabilir.
Gribe karşı korunmada başlıca yöntemler aşılama ve kişisel korunma önlemleridir. Bunun yanı sıra salgın döneminde kapalı ve kalabalık alanlarda bulunmamak, hapşırırken öksürürken mendille ağzın kapatılması, el temizliği hastalığın yayılmasını sınırlandırmada önemlidir.
TEDAVİDE YAPILAN HATALAR
Halk arasında antibiyotiklerin gribal enfeksiyon üzerinde etkili olduğu yönünde yanlış bir inanış var. Ancak antibiyotikler bakteriler üzerinde etkili oldukları için grip tedavisinde hiçbir yarar sağlamazlar. Üstelik zararlı etkilere de sahip olabilirler. Solunum sistemimiz, bünyesinde yararlı bakterileri de barındırıyor. Gelişigüzel kullanılan antibiyotikler ise zararlı mikropları vücudumuzdan atmakla görevli olan bu bakterileri yok edebiliyor. Bunun sonucunda virüsler vücudumuza kolaylıkla girebiliyor ve çeşitli hastalıklara neden olabiliyor. Dolayısıyla, antibiyotikler hiçbir zaman hekim önerisi olmadan alınmamalıdır.
GRİP AŞISININ ETKİNLİĞİ
Grip aşısı inaktive edilmiş influenza virüslerinden veya antijenlerinden yapılıyor. Aşı uygulandıktan sonra bağışıklık sistemi aşıdaki inaktif virüse karşı antikorlar oluşturuyor. Daha sonra, aktif virüsle karşılaşıldığında, önceden oluşmuş antikorlar enfeksiyon oluşumunu önlüyor veya ağır hastalık riskini azaltıyor. Grip aşısının mutlaka salgın başlamadan önce yapılması gerekiyor. Aşının etkisinin ortaya çıkması için aşağı yukarı 2-3 haftalık bir süreye ihtiyaç duyuluyor. Dolayısıyla, grip aşısı için en uygun zaman sonbahar, özellikle de Eylül ve Ekim ayları.
HERKESE YAPILABİLİR Mİ?
Aşı, 6 aydan küçük bebekler, hamileliğin ilk 3 ayı içerisindeki anne adayları, yumurta ve tavuk proteinlerine alerjisi olan kişiler dışında herkese yapılabilir. Ayrıca, 38 derece üstünde ateşi olan hasta kişilerde, aşı uygulamasının ateş düştükten sonra yapılması gerekiyor.
AŞI TEKRAR EDİLMELİ Mİ?
Grip aşısında tek doz yeterli oluyor. Daha önce hiç grip aşısı yaptırmamış olan 8 yaşından küçük çocuklarda ise aradan en az 4 hafta geçtikten sonra ikinci doz aşılama yapılması gerekiyor. Grip aşısının her yıl tekrarlanması gerekiyor. Bunun nedeni ise, virüslerin her yıl kendilerini değiştirdikleri için, bir önceki yılın aşısının sonraki yıl koruyucu özelliğini yitirmesi. Genellikle 2 -3 hafta sonra etkili olmaya başlayan grip aşısının koruyuculuk süresi de 6 - 12 ay sürüyor. Aşının koruyuculuğu ise karşılaşılan virüsle aşının içerdiği antijenik yapının uyumuyla ilişkili. Aşıdaki antijenler virüsle ne kadar uyumluysa, korumanın da o kadar iyi sağlandığını belirtiyor.
YAN ETKİLERİ VAR MI?
Grip aşısının damar yoluyla verilmemesi gerekiyor. Aksi takdirde çeşitli komplikasyonlar gelişebiliyor. Grip aşısı başka bir bölgeye yapılmak kaydıyla diğer aşılarla beraber de uygulanabiliyor. Aşı sonrası nadiren hafif geçen nezle türü bir tablo oluşabiliyor. Aşı yapıldıktan sonra enjeksiyon bölgesinde ender görülse de; kızarıklık, şişlik, morarma, ateş, kırıklık, titreme, yorgunluk, baş ağrısı, terleme, kas ve eklem ağrıları gibi yan etkiler ortaya çıkabiliyor. Çok rahat tolere edilebilen bu yan etkiler de 1-2 gün içinde kendiliğinden geçiyor. Ancak bu yan etkilerin dışında başka bir şikayet oluştuğu takdirde mutlaka bir doktora başvurulması gerekiyor.
KİMLER GRİP AŞISI OLMALI?
Birincil risk grupları: 65 yaş ve üstündeki kişiler (özellikle huzur ve bakım evlerinde kalanlar), kronik hastalığı olanlar: kalp damar sistemi hastaları; akciğer, karaciğer ve böbrek hastaları; romatizma hastaları, diyabet hastaları ve endokrin sisteme ait hastalıkları olanlar, bağışıklık sistemleri baskılanmış kişiler: kanser hastaları, organ ve kemik iliği nakli yapılanlar
6 aydan büyük çocuklar, uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuklar ve gençler, hamileler (ilk üç aydan itibaren) ve emziren anneler.

İkincil risk grupları: birincil risk grubunda yer alanlarla yakın temasta olanlar, sağlık personeli (doktorlar, hemşireler vs. ), özellikle yurtdışına sık seyahat edenler, gribin tıbbi ve ekonomik olumsuz etkilerinden korunmak isteyenler (öğretmenler, iş adamları, sporcular, askerler, üretimde çalışanlar.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder